
Tarih, isim, yaş hafızam hiç iyi değildir. Kendi yaşımı bile unuttuğum olur, herkesin adını en az bir kere unutmuşumdur, önemli olayların yaşandığı tarihleri hayatta hatırlamam. Ama bugün Fenerbahçe bana aslında hiç unutmadığım bir dönemi, bir ismi, bir yaşı bana hatırlattı.
Lisedeyken ne politika ne siyaset ne de hükümet gram umurumda değildi. Kendi küçük dertlerim zaten bana cebelleş olmuş, yaşamaya dair her şeyimi sömürmüştü. Gezi öyle bir dönemde geldi işte, tarihi önemli değil. Pek bir şey anlamadan takip ediyordum fakat içimde bir his de uyandırıyordu. Gel gelelim hem mesafeler hem de çocukluktan pek bir şey yapamıyordum. O dönemki isimleri, gün gün yaşananları görüyordum ama bunlar bana politik bir aydınlanma, siyasi bir görüş falan yüklemiyor içimde öyle bir dal filizlendirmiyordu. Ali İsmail Korkmaz’da o dönem duyduğum isimlerden sadece biriydi. Bir önemi olmayan, her gün haberlerde farklı farklı isimlerle ölen bir başka vatan evladı.
Neyse bir kaç yıl sonra içinde bulunduğun coğrafyanın şartları sebebiyle ister istemez bir politik aydınlanma yaşıyorsun. Sonuçta burası Türkiye, öyle kolay kolay adamın yakasını bırakmaz (hele bir de gençse). Heh işte bu politik aydınlanmada baş roller Fenerbahçe ve Ali İsmail Korkmaz olmuştur. Daha 19 yaşında tezahüratını duyuşum bu bilinçten öncedir ama anlayışım bu bilinç ile birlikte olmuştur. 19 yaşında, özgür dünya, çubuklu forma. Benim lan bu dedim özgür bir dünya düşlüyor diye öldürülecek bir başka genç, bir başka vatan evladı. O zamanlar belki daha 19 yaşında değildim ama buydu işte istediğimiz ve gerçeğimiz. Bu beni çok etkilemişti. Bir grup yaşlı-genç, kadın-erkek bir Korkmaz’a beste yapıyor söylüyor. Üstlerinde benim de üstümde hatta Korkmaz’ın da üstünde olan bir çubuklu forma ve isteğimiz ve gerçekliğimiz hepimizin ağzında. Bu herhalde bir yere ait hissettiğim ilk an olabilir.
Bu sıradan düş özelinde o günden bu güne her şey daha rezalet bir halde, hatta Fener bile en berbat halinde ama o günden bu güne Fener’in benim gördüğü yüzü hiç değişmedi. Bir şekilde hep ait hissettirdi beni sağ olsun ve bugün yapılan tezahüratlarla bir kez daha beni anladığını gösterdi bana… Sağ olsun.
Deprem oldu olalı tek düşündüğüm bu hükümetten nasıl kurtuluruz. Ne yalan söyleyeyim ne depreme ne depremde ölenlere üzülebildim ne de insanlara yardım etmeye dair içimde bir güç bulabildim. Sanki o Gezi dönemindeki çocuk geri gelmiş, sadece izler, takip eder ve zamanın geçmesini bekler haldeydim. Ama bir farkla. Bu sefer çok öfkeliyim hem de çok öfkeliyim ama öfkemden de fazla umutsuzum artık. Öfkemin sebebi hali hazırda belli zaten ama umutsuzluk… ah işte o beni çok yoruyor. Ne yardımların işe yarayacağına, ne bir şeylerin düzeleceğine, ne enkazdan çıkanların yaşayacağına, ne de ölenlerin huzurlu yatacağına dair bir gram umudum yok. Artık kendimi bu ülkeye ait hissetmiyorum, ki ne zaman tam olarak ait hissettiğimi de hatırlamıyorum ama artık burası artık benimle alakalı bir yer değil orası kesin. Ama öyle bir işlemiş ki içime, öyle bir oymuş ki beni bu ülke başka bir yere ait olma yeteneklerimi de yaralamış.
Neyse işte olanlara öfkelenip, umutsuzluğa düşüp, hiçbir şey yapmayıp sonra bir de bir şey yapmadığıma daha da öfkelenip geçiriyorum son günleri. En acısı insanlığımı kaybetmişim gibi gelmesi ki bu hepsinden de beter. İlk günden beri hayatıma hiçbir sik olmamış gibi devam ediyorum ve ne kadar utanç duyulası olduğunu bile bile bir gram dahi utanç duymuyorum bu durumdan. Tamam hiçbir zaman aksiyon adamı olmadım ama duygusallık benim en büyük hazinem, e nasıl içimdeki duygusallık aktif olmuyor da bir şeylere üzülemiyorum anlamıyorum. Bir haftadır falan depremi değil kendimi, kendi iç dünyamı takip ediyorum ve gerçekten insanlığımı kaybettim mi onu anlamaya çalışıyorum.
Buraya nerden geldik… he bugün ki maçta yapılan hükümet karşıtı tezahüratlar bana Ali İsmail Korkmaz Fenerbahçe Yıkılmaz tezahüratını hatırlattı ve açıp dinledim. Bir an olsun tekrar bir şey hisseder gibi oldum, bir an bir damla yaş akacak gibi oldu, hiç tanımadığım hiç görmediğim bir arkadaşım, bir abim, bir ben ölmüş gibi duygulandım, sadece bir an. Sadece bir an tüm o karanlığın içinden insanlığımı tekrar görür gibi oldum. O yüzden teşekkürler Fenerbahçe ve onun büyük taraftarı. İnsanlığıma hala ulaşamadım ve hala o hiçbir şey olmamış gibi yaşayan haldeyim. Kendimi izlemeye devam edeceğim ve bir gün eğer yeniden insan olmaya karar verirsem onun ilk sebebi de Fenerbahçe ve hiç tanımadığım daha 19 yaşında düşlerinde özgür dünya olan üstündeki çubuklu formayı öpen önce abim, sonra arkadaşım şimdi kardeşim olan Ali İsmail Korkmaz olacak. Tarihe bir not olsun.
25.02.2023
27.02.2023 eklemesi: Kulüpler Birliği açıklamasını yayınlama gafletine düşen Ali koç’a çok ağır küfürler ettiğimi tarihe not ederim.
https://www.diken.com.tr/vamos-bien-uyeleri-ali-ismail-korkmaz-marsinin-nasil-yazildigini-anlatti/
Foto ararken denk gelen bir haber
Yorum bırakın