2017 son çeyreği falan

O kadar yalnızım ki
birisi bana taş getirse
dese ki bunu senin için getirdim
senin için yerden aldım
sana getirdim buna bile sevinirim
Vaaaaay be. 16 Kasım 2024’ten merhaba. Şöyle eski yazdıklarımdan ne paylaşılabilir acaba diye bakarken bunu yazdığımı unutmuşum. Tabii ki bu satırları ben yazmadım. Bu satırlar bana söylendi bir dönem. Ah keşke başka zaman söylenseydi. Sanırım ilk defa aşka dair adım attığım andır. İlk duyduğum andaki şaşkınlığı hala hatırlıyorum. Kabullenemeyişimi, anlamlandıramayışımı, heyecanımı ve korkumu. Ah benim salak oğlum ah. Belki hızlı olsaydım farklı olurdu bir şeyler. Kafamı toparlamak tam bir günümü almıştı. Ancak sonraki gün bir taş alabilmeye yetmişti gücüm ama geç kalmıştım bir kere ne yapalım. Ne kendime ne ona ne de evrene kızamıyorum. Niye kızayım ki en beklenmedik anda en beklenmedik kişiye en beklenmedik şekilde gelmişti aşk ama ilk defa gördüğümden fark edemedim. Şimdi ediyorum. Bir yalnızdan diğerine o taşı hemen veririm şimdi, düşünmem, beklemem hatta umursamam. Kim olduğunu umursamam, cevabını umursamam, zamanı umursamam. Çünkü hak ediyoruz işte hepimiz en beklenmedik anda bir taşı. Bir an olsun yalnız hissettirmeyecek bir taşı. Buradan bana o sözleri söyleyen kişiye:
Özür dilerim. Maalesef kendimle cebelleşiyordum. İstanbul’la cebelleşiyordum. Yalnızlıkla cebelleşiyordum. Tecrübesizlikle cebelleşiyordum. Belki de doğru adam değildim senin için ama bir an olsun o daha büyüklüğünü bilmediğim karmaşanın içinde kalbimi hatırlatabilmiştin bana. Şimdi ara ki bulasın. Ama senden de bir özür beklerim. Belki fark etmeden de olsa yerin dibine gömdün beni. Belki fark etmeden de olsa kendinden küstürdün beni. Belki fark etmeden de olsa umutlarımı öldürdün. Evet biliyorum suçun büyüğü benim ama sen de kırdın beni. Ve belki ben senden çok daha fazla kırıldım. Çünkü zaten uçurumun kenarındaydım, çünkü zaten taşacaktım, çünkü zaten yanacaktım.
Yorum bırakın