by Andrew Niccol, 2005, 2h02min

Ben bu filmi seviyorum. Niye seviyorum ben de bilmiyorum ama seviyorum. Hatta çok uzun zamandır seviyorum. Tee çocukken ilk defa televizyonda izlediğimden beri seviyorum. Büyüdükçe hep kafamın kenarında “Ya ben bu filmi çok iyi bir film gibi hatırlıyorum acaba yanlış mı?” diye de bulunmuş bir film. Bugün bu sorunun üstesinden geldiğimi düşünüyorum.
Bu filmi seviyorum çünkü bu film gerçek. Yani olaylar ve kişiler gerçek gibi değil ya da gerçek bir hikayeden uyarlanma gibi değil ama gerçek işte. Silah, para, savaş, kan, adalet temalarından bir şey yapıyor ve bunu oldukça gerçek yapıyor. İnsan böyle mi silah kaçakçısı olur ya da bu ticaret böyle mi işler gibi bir gerçek de değil. Bu temalar eninde sonunda dünyada da bu şekilde vuku buluyor gerçeği. Savaşlar böyle şeyler, silahlar böyle şeyler, para böyle bir şey, adalet böyle dengesiz, acı böyle kolay, şiddet her zaman burada. Bu gerçekliği yüzünden ben çok seviyorum bu filmi. Basmakalıp karakterlerinden değil, bir kaç güzel sahneden ya da bir kaç güzel sözden değil, bir gerçeklik sunduğu için seviyorum.
Ve bu gerçekliğe seni inandırmada filmin anlatımını da çok seviyorum. Bir adamın otobiyografisi gibi kendini anlatması, kronolojik olarak olayları göstermesi, ne çok karaktere bağlı ne de çok tanrısal olmadan hafif yukarıdan bakabilmek tüm olaylara, hem karakterler hem biz duygulara karşı soğuk kalsak da zaten soğuk kalmak zorunda olmamız gibi şeyler filmi gerçekleştiriyor. Temaların gerçekliği zaten cepte bir de o olayların gerçekliği ve bir otobiyografi yazarının kendini soyutlaması kadar gerçek anlatımıyla verilince film olması gerekenden fazla büyüyor.

Bir de bu gerçek işinin ilk izleyişimle alakası var kesinlikle. Televizyonun karşısında uyuyan bir çocuk hayal edin, bu filmi de onun yatmadan önce izlediği film olarak hayal edin. Aynı zamanda da bunları anlayabilecek yaşta olsun. Bir çocuk savaş hakkında ne kadar çok şey bilebilir ki. Soğuk olsun sıcak olsun ne kadar hayal edebilir ha uzak ha yakın diyarlarda. Mesela silah kaçakçısının ne olduğunu nasıl bilsin. Paranın nasıl bir şey olduğunu, adaletin nasıl kolay bükülebildiğini, bazı insanların ne kadar kötü olabileceğini nerden bilsin.
Bu film öyle bir film işte. Bence çoğu başyapıt sayılan filmden daha başyapıt bir film. İzlerken o küçük çocuk muydum yoksa bugünkü ben miydim emin değilim ama her ikisi için de çok özel bir film olduğu kesin. Bir de Niklas Kage var be abi.

98
22.04.2019
Yorum bırakın