Written by

By Levent Semerci, 2009, 2h08min

sevinçlerimiz bir

Çok ağır film. Hele hele bizler için çok ağır. Hepimizin bir parçası var bence bu filmde. Savaşa, siyasete, topluma karşı görüşün ne olursa olsun hepimiz varız bence orada o karakolda. Arkadaşlarımız orada, kardeşlerimiz orada, akrabalarımız, tanımadıklarımız, hatta düşmanlarımız bile orada. Öyle insanın hayatındaki küçük düşmanlardan değil örgütler, devletler gibi düşmanların insancıkları bile orada. Yani savaşın her tarafı, savaşın kaçamayanları.

Savaş filmleri cesurluk anlatmayı çok sever, kahramanlık anlatmayı çok sever ama yalanlardır. Savaş ne cesurdur ne kahramancadır. Savaş hep korkak olmuştur. Bence bu film de o korkuyu çok iyi yansıtıyor. Kimiz ki biz oradayız? Sevgilerimiz, kavgalarımız, umutlarımız ne kadardı ki bu koca nefretlerin doğurduğu savaşlara özne olduk? Korkacağız tabi. Ölmekten korkacağız. Utandırmaktan, utanmaktan korkacağız. Başaramamaktan korkacağı ama en çok bu büyük savaş makinesine bakıp bunun hiç bitmemesinden korkacağız.

Ben bu filmi çok seviyorum. Gerçek çünkü bir kere. Hiç kendini büyük büyük göstermeye çalışmıyor. Kendini bir hayal dünyasında yüceltmiyor. Bir gerçek üzerinden bir gerçek insanlar hikayesi anlatıyor. Bu ülkenin kaç evladı kaç karakol baskınında kaç pusuda ve kaç savaşta öldü ölüyor ölecek. Öyle normal insanlar ha bu biz. Ne süper kahramanız ne unutulmayacak ikonlar. 45 saniye varız sonra… sonra magazin haberleri. Kocaman ve hiç anlayamayacağımız, meyvelerini hiç yiyemediğimiz ve yiyemeyeceğimiz ve bizden sonrakilerin bile yiyemeyeceği bir çarkın dişlilerinde ezilip duruyoruz. Biz fillerin tepişirken ezdiği çimleriz. Ha fillerin de büyük çoğunluğu çimden ama bir şeyler var üstünde içinde aklında ona bir şeyleri ezdiren. Ve bu çarkın dişlilerinde, ve bu ezilen çimlerde ne simsiyah bir siyah vardır ne bembeyaz bir beyaz.

hüzünlerimiz bir

Bilmiyorum. Savaşı sevmiyorum ve anlamıyorum. Ama içimde bir yerlerdeki o vahşi avcıyı da durduramıyorum. Bu ülkeyi seviyorum, kurulduğu ideolojileri seviyorum, bu ülkenin meyvelerini görmek, bu ülkenin ağacını korumak istiyorum. Bir yandan da nefret ediyorum bu ülkeden. Hangi ideolojisi kaldı geriye, hangi meyvesi, nasıl bir ağaç bu kestiremiyorum artık. Hem bana her şeyi vermiş gibi bu ülke hem de benden her şeyi almış gibi. Bir an bir roket saldırısına uğruyorum, bir an bir mayına basıyorum, bir dar sokakta pusuya düşüyorum, bir otobüste taranıyorum, boğazımda zincir yanıyorum, yolda yürürken vuruluyorum, bir dağ karakolunda ölüyorum… Sonra bir an ölmemiş ayaktayım, bir büstü düzeltiyorum, bir bayrağı selamlıyorum. Sahi ben ne yapıyorum?

Kırk kişi var
kırkı da ben
on milyar insan var
her parçası ben
ölüler de ben
diriler de ben

87

15.05.2019

Yorum bırakın