by Nuri Bilge Ceylan, 1997, 1h25min

#Küçük yerleşim yeri realitesi havası, aurası, enerjisi iyi verilmiş. Böyle yerlerde zaman hep yavaş akar.
#loop ses kullanımı çok kulağıma batıyor.
#Teyzeyi niye yöresel seslendirmişler o özel mi? Geri kalan herkes baya İstanbul Türkçesi konuşuyor.
#Ya dede tam bir dede gerçekten ancak bu kadar dede olunabilir. Yeter be boomer.
Bu adamın anlattıklarını anlıyor olmak beni biraz üzüyor. Herhalde Türk toplumunun ya da taşra toplumların (ki burada taşra gelişmekte olan Türk köyü gibimsi) temeli hep böyle bozuk aile yapılarından oluşuyor o yüzden. Ama onu geçtim bu adam benim, daha doğrusu bu benden çok şey anlatıyor. Böyle yerlerden ve ailelerden gelen insanların (illa içinden değil 1-2 kuşak öteden olmak bile yeterli) rüyalarını dahi bu kadar iyi nasıl tasvir edebiliyor onu anlamıyorum. Bir kasaba ve onun tüm aurasını, doğasını, yapısını, enerjisini çok az senaryo ve ekran zamanıyla anlatabilmek çok NBC bir hareket sanırsam.

eskisi gibi rüzgarların sesi yok artık
Çok önemsiz karakterleriz harbiden ya. Bunu burada söylüyorum çünkü kendimi o gece ateş başında toplanan karakterlerin hepsi gibi görüyorum, gördüm ve göreceğim. Çünkü böyle adamlar ve kadınlar gördüm çevremde hep ve ben de bundan kaçamayacağım. Ne kadar kaçmaya çabalasan da sonun hep o ateşin başındakilerden biri olarak kalıyor. Teyze hariç… Hayatımda zaten aşırı yaşlı kadınları hiçbir zaman anlayamadım. Bir kasaba, insanın iç dünyasını nasıl betimleyebilir bilmiyorum ama tüm basit adamların günü sabah erken saatlerde havlayan köpek çeteleriyle başlıyor. Basitlik her şeye alışınca başlıyor sanırım. Kasabalar da zaten basitliğin yekvücut hali değil mi?
72
12.01.2020
Yorum bırakın