Written by

by Zeki Demirkubuz, 2012, 1h47min

benim kendimle olan savaşım

Yeraltı pek benlik bir film değil. 1 saat 45 dakikalık bir şey izledim ve ne anlatmak, ne vermek veya ne hissettirmek istediğini bir türlü anlamadım. Pek tabi filmin amacı da böyle bir bilinmezlik olabilir. İşte insanın iç dünyası da böyle anlayamadığınız şeylerle doludur gibi. Yine de bunu başarılı bir sunuş olarak göremiyorum.

Göremiyorum çünkü düzensiz ve manasız bir anlatıma sahip. Kimi filmler karmaşıktır, kimisi kartlarını açık oynar ya da türlü türlü daha tonlarca anlatım stili vardır fakat burada stil yok. Yani film sanki ben bir şey anlatmak ya da göstermek istemiyorum der gibi ilerliyor. Bir karakter üzerinden belki çok da önemli olmayacak, fakat yönetmen ile büyütülebilecek bir konu var elde ama o kadar düzensiz bir anlatım ki spot ışıklarının altında olan şey konu, duygu, sinematografi ya da herhangi başka değerlendirilebilecek şey değil. Tüm bu karmaşa filmin spot ışığı. Odaklanmak gereken çok daha önemli şeyler varken gelip burada karmaşayı ortaya koymak çok anlamsız geliyor bana.

slick back çok yakışmış

Yer yer sinematografik olarak çok başarılı sahneler var ve Engin Günaydın benim gerçekten en sevdiğim aktörlerden biri. Bunlar kesinlikle filmin benim açımdan en önde gelen pozitif noktaları. Nispeten daha iyi olan, daha doğrusu daha iyi olabilecek bir son kısım belki daha pozitif bir hava bırakabilirdi üstümde. Ki filmin en derli toplu olmaya yakın alanı da orası fakat orada bile ana karakterin düzensizliği sebep gösterilerek gene bir şeyler oluyor ve tüm o heh oluyor galibalar tekrar yere çakılıyor.

Filmi izlerken hep bir şeyler karalayıp karalayıp çöpe atan bir adamın notlarını birleştirip okur gibi hissettim. Kısa sekanslar olarak bakıldığında ümit vadeden fakat hepsini toplayınca bir düzen oluşturmayan, farklı yazarların en iyi kitaplarından birer cümle alınarak toplanmış bir ürün gibi. Ne anlatmak ya da ne anlatmamak istediğini ben anlamadım. Belki gerçekten iyi bir filmdir.

44

08.02.2020

Yorum bırakın