by Bethesda Game Studios, 2011, 19.10.2019

Ve benim nöbetim biter. Demek yıllardır ağızlardan düşmek bilmeyen, dünyanın en mükemmel açık dünya oyunu gibi görülen (en azından bir dönem) buymuş. Ama ben bir şey söylemek istiyorum. Maalesef bu oyun o kadar da iyi bir oyun değil. Hatta bırak o kadarı iyi bir oyun değil.
Bu oyun olsa olsa tek bir şey olabilir, bir sıfat, “çok”. Oyun sadece bir şeylerin fazla fazla olmasıyla çarkını döndüren ve bu çoklukla akıllara kazınmış halde. Hikayesi ilgi çekici değil, yan hikayelerin büyük çoğunluğu çok kötü ama çok az bir kısmı ana hikayeden de iyi, level dizaynları sıkıcı ve tembel, oyunun her şeyi ama her şeyi ilk 30 saatten sonra hatta belki daha da önce aşırı bir şekilde tekrara düşmeye başlıyor. Buna bahsettiğim ve bahsetmediğim dizaynlardan, mekaniklere, hikayelerden, diyaloglara başından sonuna her ama her küçük ve büyük parçasında aşırı şekilde tekrar var. Bu da oyunu banal, sıkıcı iğrenç bir 5 slaytlık gösterinin 200 saat baştan başlayıp aynı şeyleri göstermesi gibi hissettiriyor. Saçma buglar ve ortalama DLC kalitesi de cabası. Daha tekrara düşen çok şey vardır ama aklıma gelmiyor şuan. Peki ben neden 190 saat oynadım oyunu?
Bunun 3 ana sebebi var. İlki özgürlük. Özgürlük açık dünya oyunlarında kendini rahat hissetme gibi değil daha çok görev dizaynlarını istersen yap istersen yapma şeklinde yaklaşımından ortaya çıkmış. Bu durumun sonuçlara getirdiği büyük bir etkide yok aslında ama hep acaba bir görev mi kaçırdım yoksa bu görev nerede son bulacak hissi insanı oynamaya iten iyi olmasa da başarılı bir özellik olmuş (oyun açısından başarılı oyuncu için değil.).
2. Sebep bitmemişlik hissi. Yukarıda da dediğim gibi ne zaman bitecek hissi ile bir doyuma karşı olan beklentiniz zamanla giderek artıyor. Ama lo and behold hiçbir zaman o doyumu yakalayamıyorsunuz. Bu görev çok güzel bitti şimdi rahatladım gibi bir hissi hayallerimde görebilirim ancak. Bırakın bir THE END yazısına olan açlığımı ne öldürdüğüm adamdan, ne çaldığım iksirden bir gram doyum alıyorsam bir gram ulan bunu da yaptım ne güzel yaptım hissi alıyorsam gelin beni sikin. Bu boşalmayı yaşamak için o kadar çok devam ettim ki oyuna 190 saat oynadım ve elim sikimde hiç tatmin olmadan bir porno izlemiş gibi bıraktım oynamayı.

3.sü ise saygıydı. İyi ya da kötü oyun sektörünü derinden etkilemiş bir esere bakıyoruz. Sana bana ya da ona ne kadar sıkıcı ve etkilemeyen bir oyun olarak gelse bile tüm sektörde oynattığı taş bakımında zirvede olabilir bu oyun. Açık dünya oyunlarının artması, açık dünyanın şirketler için kar anlamına gelmesinin, modlamanın, her platformda var olmanın, kitlenin marketing etkisinin, farklı para kazanma yöntemlerinin ve diğer pek çok şeyin belki hepsinin ama kesinlikle çoğunun orta noktasında, ana örneğinde, geliştiren veya oluşturan öznesinde hep Skyrim var. Şu an içinde bulunduğumuz oyun sektörünün bu evresinde hala Skyrim var, onun izleri belirgin, yaptıkları akılda, unutulmuyor, unutulamıyor çünkü bu sektördeki izleri bitmiyor. Bu oyunun etkisiyle kaç tane oyun tekrara düşen koca koca haritalı oyunlar yaptı da ne deli paralar kazandı. Sırf bu yüzden bile ulan neymiş diye bir bakılır bu oyuna.
Ve benden bu kadar. Görevimin sonuna geldim. Yazımı yazdım ve yayınladım. Harcadığım saatler için üzgün ya da sinirli değilim. Hatta oyuna karşı herhangi bir şey hissetmediğimi de söyleyebilirim. Çünkü yorgunum. Artık bu oyuna karşı herhangi bir şey besleyebilecek kadar bile enerjim yok. Yapmaktan deli gibi sıkıldığım bir ödev gibi bitti notlandırıldı ve hocanın sikine bile takmadan bir kenara attığı şekilde bu blogda yerini aldı.
54
25.04.2020
Yorum bırakın