Written by

25.11.2021

sökelim atalım köklerimizi

Bu sabah bok gibi bir kabusla uyandım. Senin bundan haberin yok ve olmayacak haberin bu satırları yazdığımdan. Ve çok büyük ihtimalle bir şekilde hep hissedecek ama tam olarak hiç bilemeyeceksin hislerimi. Ben senden ölesiye nefret ediyorum. Senin içindeki o pisliği görmediğim çok az gün oldu. Yılan dilli laflarınla hep gösterdin içindeki pisliği. Her seferinde tehdit ettin bu pisliğin kapaklarını açarım diye. Öyle pis ki için senden uzak olmak gram koymuyor bana ve dehşet koyuyor senden para alarak yaşamak. Tabi bir yandan o para senin elinde olsa ne bok yiyeceğini bildiğimden çok da üzülmüyorum bu duruma. Öyle bir pislik ki bu birkaç kuşak boyu hiç yok olmadan kalacak farklı nesillerin içinde ve sırf bu yüzden istemiyorum çocuk yapmayı, sırf devam etmesin diye. Senin gibi olmaktan korkuyorum. Her an bir bok yapacakmış gibi duran tehlikeli bir pislik olmak istemiyorum. Sizin boktan ilişkiniz gibi bir ilişkiyle hayatımı geçirmek istemiyorum. Ve korkuyorum ne zaman birilerine bir şey hissetsem sonuç böyle olacak diye ve dehşet sinirleniyorum ne zaman birilerine bir şey hissetsem bu düşüncelerin beni alıkoymasından. Bazen, hatta çoğu zaman çıkış yolları arıyorum senden ve senin pisliğinden ama maalesef senin içindeki pisliği temizlemek mümkün değil. Ne yapsam da, ne etsem de içindeki pislik seni sen yapan şey, karakterinin omurgası, kemikleri, kasları, ruhu kısacası her şeyi. Bunu söylemekten üzgünüm ama en optimum sonuç vakti geldiğinde ölmen olacak sanırım. Sen mezarda da olsan pisliğin baki kalacak ve benimle yaşayacak, en çok da buna sinirleniyorum. Hep çok erken büyüdüğümü hissetmişimdir. Çok erken büyümeme sebep olan şey senin içindeki pisliği en püri pak haliyle görüyor olmam, çocukluğumdan beri içindeki pislikle neler yaptığını biliyor olmam.

Ama dedim ya içindeki pisliği en püri pak ben görüyorum diye, aynı zamanda o pisliği içinde tutmak içinde ne kadar zorlandığını ve acı çektiğini de görüyorum. Ne kadar çabaladığının farkındayım, bunun ne kadar zor olduğunun farkındayım. Böyle olsun istemeyenin en çok sen olduğunun farkındayım. Çünkü o pisliğin köklerinin başka topraklardan taşındığını biliyorum. Senin aynı benim nefretimle hatta benimkinden daha kuvvetli bir nefretle o kişiye baktığını, ondan nasıl uzaklaştığını, ondan kurtulmak için neler yaptığını biliyorum. Aynı şeyleri hissettiğimizi ve düşündüğümüzü biliyorum, farklı adamlara aynı yaş aralıklarında. Bir şansın olsa bu köklerin içinde olmadığı bir hayat istediğini biliyorum. Bir zamanlar o pislik gibi olmayacağına, yaşadıklarını yaşatmayacağına dair yemin ettiğini biliyorum. Görüyorum içindeki pisliği her saniye her dakika ve şaşıyorum bunu bu kadar iyi kontrol edebilmene. Ve o kadar iyi biliyorum ki bu kimseye anlatmadığın, göstermediğin, düşünmediğin hisleri sadece benim anladığımı, gördüğümü ve hatta aklını okuduğumu biliyorsun. Bu yüzden de bu hayatta en yakın kendine beni hissediyorsun, hiç göstermesen bile. Senin pislikle büyüdüğünü ve benim de bunu bilerek büyüdüğümün farkındasın. 

Öyle iğrenç bir şeyle büyüyüp böyle bir adam olduğun için sana inanılmaz saygı duyuyorum. Olduğun adam pek matah bir adam değil onu da bil ama o içindeki şeyle bu bile büyük bir başarı ki şaşıyorum seni hem basit hem de normal görmeme çoğu zaman. Bazen iyi şeyler gösterdiğinde şaşırmamama bile şaşırıyorum. Bana bunlarla dolu bir ilk çeyrek verdiğin için hem kızıyor hem de saygı duyuyorum. Tabi unutmamak da gerek ben tüm bunları doğru hissettiğim varsayımlar üzerinden yazıyorum. Seninle bir kere bile oturup adam akıllı konuşmuşluğumuz yoktur. Mümkünse olmasın da zaten ikimizde çok zarar görürüz böyle bir eylemden. Birbirimize uzak ama en yakın adamlar olarak kalmak en iyisi gibi bir süre daha en azından. Buradaki önemli konu iki adam olarak kalmak, birimiz için daha ilerisine gitmemek herhalde. Belki sen bunların hiç birisini hissetmiyor düşünmüyorsundur ama ben eminim bunların gerçekliğinden. En azından benim gerçekliğimde hem senin hem de bu satırların ne kadar önemli olduğunu tahmin edemezsin. 

Yorum bırakın