by Shinji Kimura, 1985, 1h42min

Tamam belki biraz fazla ucuz ama ucuz da olsa duygusal be abi. Böyle o içinden sökemediğin karanlıklara bu kadar ucuz bir enstrümanla ulaşmak gerçekten bir başarıdır bence. Tamam eksikleri var, öyle bilinmedik bir şey de anlatmıyor ve senaryo daha doğrusu olay örgüsü olarak ucuz oğlu ucuz ama bir şey var. Böyle derinden derinden hissedilen hafif ama yoğun tanıdık bir şey.
Delta savaşından dönen penguenimizin savaş sonrası travmalarını atlatması için yola çıkması ve bu yolculukta yeni bir hayata başlaması şeklinde bir hikaye. Herhalde binlerce kez üzerine film ya da bir fikir işi yapılmış bir tema. Tek farklılık burada karakterlerin penguen olması. Gerçekten anlam da veremiyorum penguen tercihine pek ama o dönemde yapılan bu seçim internet çağı için inanılmaz bir reklamlaşabilme sağlayan bir şeye dönüşmüş. Meme. Ben de öyle tanıdım zaten bu filmi. Bir yerde savaşan penguenler gördüm sonra bunun bir film olduğunu öğrendim ve daha sonra izlemek üzere aklımın bir köşesine attım.
Filmle alakalı en güzel şey bu çocuksu çizimlerle yakalanan havaya çok absürt kaçan bir ana karakter ve ağır temalar anlatması sanırım. Zaman ve mekandan kopukluk, ruhsuzluk, depresyon, boşluk hissi vs. gibi hisler Mike üzerinden çok başarılı veriliyor. Bunun ilk sebebi Mike’la ilk karşılaşmamızın bir savaşın ortasında olması bence. Bu kısa giriş kısmında yaşananlar, arkadaşlarıyla olan diyalogları ve o ağır savaş ruhu çok kısa öz ve aşırı vurucu şekilde işleniyor. Çizimlerle beraber bağdaştıramayıp falan bir kısa sersemleyip daha sonra hemen ne kadar güzel bir sekans yakalandığını fark etmek benim açımdan mükemmel bir deneyimdi. Ana karaktere hemen bağlanmamı sağlaması da cabası.

Genel olarak Mike ile ilgili iyi olan şey Mike’ın yalnız ya da diğerleriyle rol paylaşmadığı sahnelerin neredeyse mükemmel olması fakat iş ne zaman diğerlerine geçiyor orada film geriliyor. Diğer karakterler hem aşırı yavan hem de aşırı avam, çok sıkıcılar yani. Ki öyle birkaç yan karakterle ya da belirli sürelerle kısıtlı değil. Mike harici karakterler sürekli olarak çok yorucular ve filmi paçasından tutup bayağı bir aşağıya çekiyorlar. Bu “diğer” karakterler lop diye önümüze düşüyor. Tanıdıkça anlaşırız diyorsunuz fakat ne senaryo ne karakter yazılımları buna elverişli değil ve bunu iyileştirmek için de pek bir çaba güdülmemiş gibi. Hatta bırakın iyileştirmeyi, senaryonun eski Türk filmleri gibi (ya da pembe dizi mi denir emin değilim) tahmin edilebilir ve aşırı sıkıcı olması da karakterlerin içine bu sıkıcı havayı iyice işleyerek iyi olmalarına dair tüm olasılıkları sıfırlamış. İçlerinde bir tane bile ilgi çekici, bir tane bile düzgün hikayesi olan karakter yok. Bu filme yapılan en büyük saygısızlık bence.
Tüm film Mike’ın üzerine yüklenilmiş ve taşısın diye bekliyor karakterler. Ve bir şey diyeyim mi, vallahi de taşıyor billahi de taşıyor Mike. Ezile ezile büküle büküle ama taşıyor. Belki çok ileriye değil ama izlemeye devam ettirecek kadar taşıyor filmi. Keşke yazımına biraz daha zaman ve önem ayrılsaydı dediğim bir film oldu. He belki de ayrılmıştır da anca bu kadar yapılabilmiştir orasını bilemem.
66
23.05.2020
Yorum bırakın