by Mustafa Altıoklar, 1997, 2h0min

Hem iyi hem kötü bir film diyerek girmek en iyisi sanırsam. Ne benim ilgimi tam anlamıyla çekemedi ama itmedi de yani. Ne düşüneceğimi bir türlü anlayamadım. Şöyle parça parça bakılınca iyi ve kötü olan şeyler göze çarpıyor fakat bütüne bakınca da bir tarz ve bir stilin takip edilmeye çalışıldığını düşünüyorum. Haliyle baktığım yere göre fikirlerim değişiyor ve kesin bir çıkarım yapamıyorum.
Parçaların bir iyi bir bir kötü olması bu parçalı bütünlükte her alanın aslında kendine özgü farklı bir karakteri olmasından kaynaklı. Çünkü film bu formata sığdırılabilecek bir şey anlatmıyor. Bir mahalleyi her şeyiyle; duygusu, olayı, geçmişi, içindeki insanı, binalarıyla anlatmaya çalışıyor. Sanki bir efsanenin unutulmuş, abartılmış, eksik yerleri farklı hikayelerle dolmuş bir hali gibi tüm film. Ki bunu da ara ara duyduğumuz anlatıcıyla beraber harmanlayınca böyle hissetmemek kaçınılmaz oldu benim açımdan.
İşte sıkıntı burada patlıyor gibi biraz. Roman uyarlaması olarak filme geçirilirken ne yapıldıysa kitabı okumadığım için sanki film hep ters ayakta yakalanmış gibi biraz eğreti duruyor. Sanki üzerine geçirdiği romanın kolları bol beli sıkıyor kafası şapkasına sığmıyor gibi. Her parça sinematik anlamda bir heyecan ve beklenti yaratırken sununda hep daha törpülenmiş gibi daha normalleşmiş gibi daha efsaneden uzaklaşmış ayakları yere değmiş gibi. Sanki film anlattığı şeyin efsaneleşmiş halini değil de direkt kitabın yani bir ürünün okunup akılda kalanlarla efsaneleşmiş halini anlatır gibi. Sanki kitabı okuyup çok seven birinin, kitabı hatıralarında kalan haliyle filme uyarlama çabası gibi geldi bana. Tabi buna bir kanıt sunabilecek alt yapım yok. Kitabı okumadım, yönetmeni tanımıyorum, bununla ilgili bir araştırma yapmadım o yüzden sadece boş bir his bu. Çok kişiye özgü ve bana pek hitap etmeyen bir deneyimdi.

58
02.07.2020
Yorum bırakın