by Number None, 2008, 09.04.2021
Hopla, zıpla, hatalarını düzelt, prensesi kazan, atom bombası?

Sanırım anlıyorum… Hayır oyunun ne anlattığı gibi bir şeyi değil, daha çok neden bu kadar önemli bir oyun olduğunu anlıyorum. Çünkü detaylara çok önem verilmiş ve sadece detaylar ile anlaşılır olabilen bir oyun. Herkesin farklı yorumlayabileceği bir oyun. Oyuncu olarak üzerine saatlerce düşünülebilecek bir oyun.
İlk olarak Braid’in saklı hikayesine, süper mükemmel olağanüstü olduğunu düşündüğüm mekaniklerine ve gizli saklı başka şeylerine girmek istemiyorum. Onun yerine oynarken eğlendiğim bir oyun olmasına karşın diğer oyuncular gibi etkilenemememden (oyundan etkilendim ama diğerleri gibi değil) bahsetmek istiyorum. Bunun sebebi yılların geçmesi ve o zamanlar gizli olan şeylerin artık daha bilinir ve albenisini yitirmiş olması mı? Belki diyesim geliyor fakat benim oyuncu kişiliğim bu tip şeylerden, yani ekstra iş gerektiren şeylerden pek etkilenmiyor çünkü uğraşmıyor. Bunun sebebi oyunun eskimesi mi? Kesinlikle ama kesinlikle değil bu mekaniklerle, ses dizaynıyla ve detaylarıyla bu oyunun önümüzde birkaç yüz yıl için bile eskimesi bence olası değil. Bunun sebebi hikayesi mi desem o da değil. Çünkü şimdiye kadar hikayenin ya da hikayelerin bana bu oyuna farklı bakmamı sağlayan bir etkisi olmadı ki oyunu oynarken de çok ön planda değiller daha çok oyun bittikten sonra bir yoğunluk kazanıyor hikaye. Eee ne peki bu oyunu senin için o kadar da etkileyici yapmayan şey?
Aslında bunu nasıl adlandırabileceğimi ben de tam olarak bilmiyorum. Bu herhalde en yüzeysel şekilde bir his olarak nitelendirilebilir. Bu oyunun arkasında yatan o mutlak şeye karşı bir his ya da tam olarak asla anlayamayacağını bildiğin ama yazılan anlamını anladığın bir terime karşı olan bir his. Bu oyun sadece kendini yapan kişinin anlayabileceği temellere kurulu ve ben ortalama bir oyuncu olarak ne o yapımcının anladığı gibi anlayabilirim ne de onun hissettiği şeyleri hissedebilirim. Ona tam anlamıyla doğru gelen ve onun için çok doğru şekilde anlatılan bu hikaye ve hatta hikayeyi geçtim oyunun barındırdığı anlamlar bana çok doğru gelmiyor. Sırf yapanın doğrusundan sebep, onun da çok önemli gördüğü bu anlamlar ve değerler bize yani oyunculara tam olarak geçemiyor.

Kendisi için özel olarak hazırlanmış gözlüklerle bakıyor yapımcı oyuna fakat biz de öyle bir araç yok ve o, o gözlükle oyunun anlamlarına erişebiliyorken biz sadece onların varlığını hissedebiliyoruz. Sanırsam en basit haliyle sanatın sanatçıda kısılıp kalması, ürünün kimliğini oluşturma yolunda sanatçı tarafından alıkonulması ve kimliğini sadece sanatçı için oluşturması gibi bir şey bu. Oyunun en güzel yanlarını, anlamlarını, değerlerini, ve ürünün kimliğini o tam anlamıyla içeriden deneyim edebiliyorken bizim daha uzaklardan bakıyor olmamız. O kalesinin üzerindeki buluttan hem ürününe hem bize bakarken bizim onu bulutun arkasında göremememiz ve ürünle aynı seviyede olduğumuzdan her düzlemini göremememiz gibi bir şey. Yani aslında yapımcı için bizim de yani oyuncuların verdiği tepkilerin, yaptığı çıkarımların ve yorumların da oyunun kimliğinin bir parçası olması. Yani bizim de ürün olmamız, oyunun bir parçası olmamız gibi bir şey diyorum sanırsam. Bu oyun bizi içinde hissettiriyor demek değil. Bu o yukarıdan bakan adamın gözünde biz de bu oyunun sanatsal anlamının, sanatsal çıkarımının ve sanatsal hissinin bir parçasıyız demek.
Bu bıdıramalardan anlaşılacağı üzere ben pek de bir şey anlamadım. Ne ne hissettiğimi, ne de neden hissettiğimi bilmiyorum pek. Oturdum ayıla bayıla oynadım oyunu ama asla tam olarak tadamayacağım hissi, asla o yukarıdan bakan adamın gördüklerini göremeyeceğim hissi öyle bir hayal kırıklığı yarattı ki eksik hissediyorum kendimi ve oyunu.
77
10.04.2021
Yorum bırakın