by BioWare, 2007, 17.08.2020

Tanıdığım bildiğim BioWare deneyiminden pek bir farkı yok aslında. Gene kendimi kaptırdım, gene karakterlerde yok oldum ama bir farkla bu sefer bunları uzayda yaptım. Çok ilkel bulsam da bu oyundaki keşfetme hissi de oldukça iyiydi.
Aslında önce bir betimlemeyle başlamalı. Bu oyunu dışardan bakınca çok küçük ama içine galaksiler sığacak kadar derin bir kutu olarak görüyorum. Oyun kabının içine galaksileri sığdırdığı gibi hikaye kalıbının içine de çok potansiyelli ve dolu kurgular, hatta şu durumda bilim-kurgular sığdırmış.
Kendimi oyun bittikten sonra direkt olarak başka bir BioWare oyunuyla karşılaştırırken buldum. Dragon Age Origins. Bu oyun onun kadar iyi yazılmış ve cilalatılmış bir oyun değil bunu kesinlikle söyleyebilirim ama bir yönüyle de Origins’ten daha bir öne çıkmış halde. Benimsediği tema ve geçtiği evren Dragon Age’den çok daha potansiyelli. Oldukça açık, geniş, kaliteli bir malzemeye sahip ve iyi bir tencereyle dünyanın en iyi yemeğini yapmak mümkün burada. Bu oyun o yemek değil ama o yemeğin gelebileceğine dair umutlar barındırıyor.

Şuan Credits akarken çalan şarkı ile beraber oyunun belki en fark edilmeyen ama en aklına gelince de “tabi lan aslında” dediğin bir eksiği var. Müzikler. Oyunun müzikleri pek çok anlamda bize hiçbir şey vaat etmiyor. Hepsinin birbirine çok benzemesi, sahnelerin havasına uymaması, oyun içinde kaybolması gibi sorunlarla boğuşuyor. Ve buradan hareketle uyumsuz müziklerin aslında deneyimden ne kadar çok şey çalabileceğini görmüş oldum. Keşke biri çıkıp daha iyi müzikler yapsaymış ya da müzikler üzerine daha bir düşünülseymiş (belki düşünmüş becerememişlerdir canım sende müzik gurmesi gibi bok atma şimdi). Oyunun ana ekranında çalan müziği sevmekle beraber oyunu müzikleri hiç ama hiç onu üzerine çıkamıyor hatta onunla aynı seviyede de kalamıyor. Ayrıca ana ekran müziği de öyle geçilemeyecek bir sınır çizmiyor aslında(bak hala müzük gurmesi gibi laflar).
Oyunun bir diğer eksisi, oyunu eskiliğini de göz önünde bulundurarak, dövüşlerdeki kaosa bir de sanki çok uygun gidecekmiş gibi taktiksel derinlik kazandırma çabasıydı bence. TPS bir oyun için çoğu şeyi çok eğreti duruyor. Origins’deki gibi çok daha taktiksele eğilmiş dövüş sistemlerini daha çok seviyorum fakat aksiyonu taktikselleştirmeye çalışmak bana çok tezat ve kötü geliyor. Aynı durumu Inqusition’da da yaşamıştım. Belki de çok yönlü bir dövüş sistemi yerine bir şeyi çok iyi yapmak daha mühimdir.

Origins’den geri kaldığı bir diğer nokta da grup ilişkileri oldu benim nezdimde. Oyundaki hiçbir karaktere ne bir sevgi besleyebildim ne de bir bağ kurabildim. Halbuki BioWare oyunlarında en sevdiğim şey hep bu karakter ilişkileri olmuştur fakat bu ilişkiler uzayın tahmin edilemez derecede olasılıklar açan kapısından ters ayakla girmiş. Herkes soğuk, anlamsız ve ruhsuzdu bence ana karakterimiz Sheppard da dahil.
Her ne kadar bu kadar çok negatif şey saymış olsam da oyunun asıl albenisi gölgelenmiyor. Bu gerçekten bir uzay oyunu. Bunu belki oynanışı ve hikayenin ilerleyişi ile pek iyi veremiyor fakat yarattığı evrenin temelleri o kadar sağlam, geniş ve sürükleyici ki hayran kalmamak elde değil. Tüm türlere bir kültür, görüş biyoloji vesaire gibi detaylar o kadar güzel işlenmiş ve üzerine o kadar güzel yakışmış ki ilerleyen oyunlarda Sheppard’ın hikayesinden çok o evrenin hikayesinin nasıl ilerleyeceğini merak ediyorum. Acaba bu gördüğümüz dönemden daha eskilerine dair daha derin şeyler görecek miyiz ya da Reaperlar falanlar filanlar daha bir açıklık kazanacak mı ya da ilerleyen dönemler evrende ne tip değişimler yaratacak merakla bekliyorum ama biraz uzun sürecek bu merakım (kur mur). Sonraki oyun daha rafine ve daha cilalı olursa bu oyunun ulaşabileceği tavanı görür, o hayal edilen yemeği pişirir.
83
02.09.2020

Yorum bırakın