by Rosa Luxemburg, 1906, 27.04.2025
Hayatı grev eyliyorum.
110 sayfa bir kitabı okumak ne kadar zor olabilir ki? Baya olabilir ya. Kaç zamandır okuyorum sanki her gün 60 sayfa okumuşum gibi geliyor ama okumuşum 5 sayfa. Yok yani bir türlü kafamda kıramıyorum Almanca kitap okumanın zorluğunu.

Kitaba gelirsek, sol hareketinin içinde olan her solcu düşünür gibi kendi tarafını pembe, öteki tarafı ise öcü gösteren gözlüklerden sıyrılamamış. Evet öteki tarafın öcülüğü baki ama anlattığı taraf da o kadar pembe mi tartışılır (o tarafa göre pespembe). Bu öyle bir pembelik ki sol hareketin değerini azaltıyor sanki. Bir şeylere bu kadar subjektif bakınca o şeyi ciddiye almak da o kadar zorlaşıyor başkaları için. Ama Türkiye’nin içindeki durumları düşününce okuması değerli bir kitap yine de.
Bana kalırsa genel grev Türkiye için aşırı gerekli bir eylem stili ama bir türlü mobilize olmuyor ya da olamıyor. Aslında tabandaki gençlerde buna dair yüksek bir istek var gibi görünüyor fakat ama çalışanların genelini bir küçük bölümlerini bile hiçbir şey greve inandıramıyor. Sanırım bu iktidarın yıllardır bahsettiği kültürel hegemonya siyasal islam ve laiklik düzeyinde değil de vatandaş başkaldırısı ve vatandaş uyuşturulması kısmında kazanımlarını sağlamış.

Aslında okurken bu çıkarımları daha fazla yapacağım bir kitap bekliyordum fakat kitabı okurken aklımdaki tek baskın düşünce ‘ne kadar Rusya övgüsü bir kitap’ oldu. Anlıyorum orada devrim daha yeni olmuş, bir solcu fantezisi gerçek olmuş ama orayı çok romantize ederek yada sürekli bu perspektiften bakarak yazınca pek geçirgen olamıyorsun. Bir de ister istemez eski bir kitap. O günün sınıf kavgasıyla bugünün sınıf kavgası arasında dağlar kadar fark var (ve hiçbir fark yok). Kavga aynı kavga ama savaş alanı o kadar değişti ki bu övgüsel kitaptan bugüne taşıyabilecek şeyler çok az.


Bir Cevap Yazın