by Mary Harron, 2000, 1h42min

+ Except for greed and disgust
+ Ses kayıtta bir gariplik var.
Garip bir film… Yakalamaya çalıştığı şeyi seziyorum ama tam olarak kavrayamıyorum. Ve bir katarsis durumunun olmaması da her şeyi daha sezgisel yapıyor. Ne düşünmem konusunda çok emin değilim. Burada izlediklerim hiç yaşanmadı mı yoksa zenginsen eğer her şeyden seni sıyıracak birileri bulunur mu? Şanslıysan mı yaşarsın yoksa Whitney Houston şarkıları çok mu güzel?

Ama kesinlikle sezgisel olmayan bir şey var o da manyaklık. Bu manyaklığı daha gore bir noktada beklerken aslında insan olamamaya dair bir noktada görmek şaşırtıcı oldu. Bateman karakterinin ne kadar insanlıktan sıyrılmış, kendi duygu ve görüşleri olmayan, sadece bir sınıfın gösterdiği şeyler kadar hayatta olan ve o sınıfın boş bıraktığı birey olmaya dair yerleri de şiddetle dolduran bir karakter oluşu filmin taşıyan kolonu. Bu kolonun işe yaramasında Bale’in oyunculuğu da çok etkili kesinlikle. O robotlaşan hayat dinamikleri, tekrar eden cevaplar, sürekli yalanlar, şakalaşmaya başlayan gerçekler ve genel olarak yüzde görülen o sanki bir düğmeyle yüze yapışan mimikler çok etkileyici ama bunun bende bıraktığı hissi garip demekten öteye taşıyamıyorum.
Sonla ilgili olarak birazcık sağı solu okuyup geri döndüm ve kabul ettiğim son şu oldu. Bu çevrede bu sınıfta herkes o kadar birbirinin aynı ki kimse kimse harbiden tanımıyor. Bir de buna ek Bateman’ın avukatı işinde oldukça iyi. Okuduklarım arasında Bateman’ın cehennemde olduğu görüşü de hoşuma gitmedi değil. Ama genel olarak saykotik bir film olduğundan kesin bir sonuca varmak hem kolay değil hem de doğru değil.



Bir Cevap Yazın