İTİRAF [SUÇ ORTAKLIĞI]

Yıkıntılar arasında oynayan mutlu bir çocuk umudu.

by Zeki Demirkubuz, 2001, 1h40min

Başlarda film o her zamanki Zeki Demirkubuz hareketini yapıp bir duyguya seni saplıyor ve kalbini avuçluyor. Sonra orayı işleyebildiği kadar işliyor normalde ama bu sefer değil. Ne zaman ki bunların geçmişi ortaya seriliyor o zaman Demirkubuz kapanı açılıyor ve farklı bir film başlıyor. Bir ihanet filmi kendi kabını aşıp bir suçluluk, bir arınma, merhamet ve bağlanma filmine dönüyor. Ve doğru olan film bu dedirtiyor bana. Mesela sondaki geri birleşme arayışı filmin doğrusu diyorum. Bu film doğru bir film.

Nilgün ve Harun önce suç ortaklarılar ve bu ortaklıktan dolayı artık kader ortaklarılarılar da. Birbirlerinden ayrılarken yaşananlar bu kesişimin bir sonucu. Ne kadar ayrı olurlarsa olsunlar hayat sancılı bir biçimde onları tekrar buluşturmaya itecek. Onların ayrı olabilecekleri bir dünya yok artık. Yakın arkadaş ve sevgili olarak önce birinin aşkını çalıyorlar sonra onun gururunu çalıyorlar en sonda da hayatını çalıyor bu ikili. Bu artık onların hem karakteri hem de kaderi. Ayrılarken bile aynı adımları takip ediyorlar ve bu yalnız yapılabilecek bir şey değil. Aynı adımlar aynı suç ortaklarına mahkum. O suç onları ömürlerinin sonuna kadar takip edecek.

Önce Harun ölmeye çalışıp kendi döngüsünü başa sarıyor. Sonra Nilgün bir çocuğun ölümüne sebep tutulup kendi döngüsünü başa sarıyor. Artık iki karakter de çaldıkları aşklardan, gururlardan ve hayatlardan yoksunlar. Onları birbirlerinden daha iyi anlayabilecek bir tek insan yok çünkü onlar aynı insanlar. Ve bu çukurdayken verilecek en doğru karar tekrar ortak olmak. Aşktan ve gururdan arınmış bir ilişki ikisinin hem tek hem de en doğru seçeneği. Ne Nilgün bu kadar müşkül olmalı ne de bebeği. Ne Harun bu kadar yalnız olmalı ne de hayatı. Bakarsınız bu onursuz ilişki mutlu bir çocuk doğurur, iyi bir arkadaşlık çıkarır, hiç olmazsa ihtiyaçlarını giderir.

Bu film pozitif bir Uğur ve Bekir filmi gibi. Onların ilişkisi sürekli yıkıcı olmaya mahkumken bunların ilişkisi yıkıntıdan yeni bir şey yapılabilecek gibi. Bu iki şeref, gurur, haysiyet, samimiyet ve insanlık yoksunu suç ortağı kendi yıkıntılarından bir şeyler kurabilir, en önemlisi bir mutluluk bile bulabilirler. Umarım Nilgün bu teklifi kabul etmiştir. Kendisi için olmasa bile çocuğu için bunu kabul etmeli. Zaten kendilerine bir hayrı olmayan bu ikili bir mutluluk umudu için, bu çocuğun mutlu olmak için tek umudu için birleşmek zorundalar.

Filmi daha pozitif bir Kader yapan, bu yapıcılığa yönlendiren şeyi de iyi anlamak lazım film adına. Güç ya da hiyerarşi mi denir ona sürekli el değiştiriyor filmde. Güç Nilgün’de başlıyor, yemekten sonra Harun’a geçiyor, özür dileyince tekrar Nilgün’e ve Nilgün’ün müşkül hali ile tekrar Harun’a. O güç dengesinin oynaklığı, bir o tarafa bir bu tarafalığı yapıcılık şansı olan bir enerji üretiyor Kader ve Masumiyet’te güç hep ama hep Uğur’un elinde hatta onun dizginleri de Zagor’un elinde ama bu hiyerarşi mutlak. Bekir hiç güçlü tarafta olmuyor, Uğur hep Bekir’i sürükleyen Zagor’u takip eden bir yıldız gibi ilerliyor ve Zagor bu yıldız sistemini çeken uzak bir galaksi gibi. Mutlaklık yıkıcı bir mutlaklık, oynaklık ise yapıcı olabilir.

İşin bendeki kısmına gelirsek iyi ve doğru bir film izlemekten ötesi yok sanırım. O suç ortaya çıkınca benim için o kalp sıkıştıran etkisini kaybetti. Ha o kalp sıkıştırıcı etki de tek başına çok başarılı bir durum da değil ama doğru bir işten daha etkili. O aldatmayla ne yaparım, erkeklik ve insanlık sorusu benim için derinleştirilebilir bir konu iken iki suçluyu bulmak işi oradan çıkarıp tencere kapak sığlığına itiyor izlenme sürecini. O kısım uzasaydı çok rahatsız edici bir iş olabilirdi. Belki o rahatsızlık derin ve daha gerçek bir filme itecekti ya da salt rahatsızlık düzleminde kalıp çok çok daha yüzeysel bir işe dönüşecekti. Bu hali ise sadece doğru ve iyi.

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin