HÜCRE 7 [UCUZ ROMANLAR OKUYOSUN VE BEN DE GÖRÜYORUM]

Adalet ürünse bu kitap daha da ürün.

by Kerry Drewery, trl Sidal Tiryakioğlu, 2016, 11.07.2026

Aga bu neydi yaaa. Ucuz roman denilen şey tam olarak bu. Temasal olarak bir şeyler var ama onu yazış, işleyiş ve ilerleyiş… Aman yarabbi. Tamam o kadar da yerin dibine sokmaya gerek yok belki de çünkü bazı iyi tarafları da var. Her ucuz roman gibi okumada bir zorluk ve yorucu bir şey yok. Hikayenin olayların ve cümlelerin ve hatta kelimelerin sığlığıyla okumak sanki farkında olmadan gerçekleşiveriyor. Belki kitabın tek iyi yönü bu.

Sanki kitap yazmaya tutkulu 13-14 yaşında biri yazmış gibi kitabı. Bazı konulara hakim, yeni yeni oluşmaya başlayan bir dünya görüşü var. Anlatmak istediği sanki kurtarmak istediği bir şeyler var aynı karakter gibi. Ama kitabı yazan 72’li bir kadın. Tamam bir gençlik kitabı yazarı olarak seviyeyi düşük tutmak normal hatta gerekli ama yine de edebi açıdan elle tutulur bir yanı, en azından okuyyucuya vereceği bir şeyler de olmalı. Ne kadar “genç” bir kitap olsa da. Mesela His Dark Materials’da bir gençlik kitabı ama verdiği şeyler oldukça sağlam. Mesela Narnia mesela Harry Potter veya diğerleri, hepsinin edebi olarak verdiği, hayal gücü olarak aştığı bir şeyler var. Burada o yok.

Kerry Drewery

Bir çaba var. Bir adalet uyanışı yapma çabası var ama öyle anlamsız bir yolla yapmaya çalışıyor ki amaç yok oluyor. Hücre’ler üstündün, panoptikonlar üstünden, sınıfsal farklar ve gerçek üzerinden bir şeyler yapıyor ama öyle bir yapıyor ki ciddiye almak çok zor oluyor. Bir de bunu çok ürünleşmiş biçimde yapıyor. Nasıl burada ürünleşmiş bir adaletten bahsediyorsa kendi kitabıda çok önemli seviyede ürün olmak dürtüsüyle yazılmış. Tekrarlayan bölümler, sayfa dolsun diye yazılan şeyler, bazı konularda direkt atlamalar yapmak, sonu sündürmek gibi gibi çokça ürün ve satış kokan hareketler var. Böyle olunca kitaptan daha bir fazla soğuyor insan.

Yenisi çıksın bir seri olsun diye kitabın sonu hiçbir şeyi karşılamıyor. Bir şeyler oluyor ve sonraki kitaba bakın yapılıyor. Kitabın en az 10-15 sayfası teleziyon programıyla ilgili tekrar eden şeylerle dolu. Geri kalan kısımlarda tekrar eden konu ve çümleler çok hakim. Çok ani değişimler yaşayan karakterler var. Mesela Joshua, mesela komşu teyze mesela Isaac. Çok aniden olan çok güçlü şeyler var. Mesela Max diye bir karakter var bilgisayarla her boku yapabiliyor ama nasıl yapabiliyor ne kadar yapabiliyor niye yapabiliyor bir açıklama yok. Yaptığı şeyin büyüklüğüne karşı bulunan etki ise inanılmaz derecede zayıf. Böyle böyle yazılacak çok eğrisi var kitabın ama genel olarak anlaşıldığımı düşünüyorum.

Okuması biraz uzun sürdü ama bu kitaptan sebep değil benim gitti geldilerden dolayıydı o yüzden orasını görmezden gel lütfen. Okuması kolay ama kötü, sığ ve ucuz bir kitaptı. Bunu amaçlamadan okuması imkansız bir kitap olabilir.

6ÇİZİLİ

+ Bu çığır açacak bir dava -on altı yaşındaki Honeydew, hem ölüm cezasıyla karşı karşıya kalan ilk genç kız hem de ülkemizin eşi benzeri olmayan dünyadaki en demokratik adalet sistemi olan herkes için oy sistemi kullanılarak yargılanan ilk kişi olacak. [Neden ilk kişi bu aq] [Bu yalan bir cümle bu arada] 11.sf

+ “Bir arkadaşım vardı” diye fısıldıyor Martha. “İyi bir arkadaş.” “Kız arakadaşının adı neydi?” Martha bir anlığına Eve’e bakıp “Kız değil” diyor. “Erkekti, oğlan, çocuk yani.” Yine burnunu çekiyor. [wattpad la bu] 17.sf

+ Gitmeme izin verecek kadar sev beni. [ıyyy] 26.sf

+ Kırılmış korkuluklar var ve otomobil sürücülerinin kısa yoldan gitmesini engellemek için kpnmuş babaların yarısı ezilmiş. [Hangi babaların kurucu babalar mı yok ya Kurlar Vadisidenki babalar sanırım.] 31.sf

+ Beş yıl önce sen de o insanlardan biriydin. Halkın senin suçsuz olduğun yönünde oy verdiği bir suçtan hapse atılmıştın. [Hani ilkti bu kız] 35.sf

+ Hayır bitirmene izin vermek yok çünkü söylediklerinin anlamı yok. [ben saat mi satıyoru ya nasıl geldi ya bu kadın daha önce bu kadar şiveli konuşmuyordu.] 126.sf

+ Kocaman elleriyle sırtıma vurdu, kocaman gözleri ışıldadı. “Kendine dikkat et kızım. Böyle oğlanlar insanın paçalı donunu çıkartır.” Başımı öne eğdim, yanaklarım alev alev. “Bayan B! ne demek istediğinizi anlamıyorum!” “Bence anlıyorsun.” Başıyla onayladı kısık gözleriyle gözlüklerinin arkasından bana bakıyordu. “Kukunu açmayacağına emin ol.” “Ne?” derken kıs kıs güldüm. “Kukum mu? Ne kukusu?” “Kuku işte edep yerlerin, bal kutun, bızdığın. Onun için kullanılan bir sürü kelime duydum. Ne demek istediğimi anladın. Bunları söylemek için annen burada olmadığı için ben söylüyorum. Seni korumak için.” [Bu nasıl bir sekans la.] 176.sf

+

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin