by Isao Takahata, 1988, 1h28min

Senden nefret ediyorum. Bir de Japon olup izlesem kafama sıkardım herhalde. Kültürel olarak beni öyle bir yakalıyor ki çok garip. Bu salt insani olarak duygulardan yakalama değil. O yaşları da yaşamış pek iyi de bir abi olmayarak filmdeki ilişkiden beni yakalıyor. Beni o ayakkabıların içine sokuyor. Tek başıma değil başkasını hayatta tutmaya çalışarak hayatta kalmayı düşündürtüyor. Acımı gömmeyi ve en kötüsü başarısız olmayı, öyle başarısız olmayı ki kardeşim öldüğünde kendimi de onun yanına gömecek kadar başarısız olmayı düşündürtüyor.
Yok olma noktasına gelmiş bir ülke düşündürtüyor. Belki 2 atom bombası yemedim ben ama 3, 4, 5 ülke 8-10 millet üstüme yüklenmiş. Soykırıma uğramış bir Türk köyünden kardeşimle kaçar gibi hissetmekten yakaladı beni. Ağzına kadar dolu hastanelerle, yanmış vücutlar, kopmuş uzuvlar, sönmüş gözler, kapanmış ağızlar, çıplak ayaklarla yakaladı beni. Aç karnımın gürültüsü, 3 parça şekerin tadı, sakin denizin sesi, hayatta kalmaya çalışanların saldırganlığı ile yakaladı beni.
Demem o ki coğrafya olarak uzak da olsak öyle yakın bir şeyi anlatıyor ki her duygusunu hissetmemek imkansız.



Bir Cevap Yazın