OKUMANIN TARİHİ [VAR OLMAK İÇİN OKUMAK]

Sırf okuyoruz diye kendimize yakın hissettiğimiz insanlar.

by Alberto Manguel – trl Füsun Elioğlu, 1997, 15.12.2025

# Bu kitapla devleti aliyye arasında okunmuş bir suç ve ceza var. Hem okuduktan sonra bir şey yazmadığımdan, hem kitabı hangi yayınevi ve çevirmen basmış bilmediğimden biraz da kitap benim olmadığından yeniden okumak üzere ona şimdilik bir sayfa ayırmıyorum.

Okumanın biraz fazla hristiyanlığa sıkışmış tarihi. Tamam adamların etkisi büyüktür tabi de bu kadar o alana odaklanılması benim gözüme batıyor. Buraya islam, türk, asya o ya da bu kültürü neden koymadın demiyorum ama sadece o grup okuyormuşçasına oraya odaklanmasına biraz irite oldum. Biraz fazla aynı kültürün tekrarı var. Bu tam anlamıyla kusur denemeyecek kusuru bir kenara bırakırsak bana neyin değerli olduğunu ve benim kim olduğumu; gösterdiği, anlattığı, hatırlattığı için çok sevdiğim bir arkadaş oldu. Kitabı alırken de “bu arkadaşın fiyatı ne kadar demiştim” üzerine pek düşünmeden. Daha en baştan arkadaşlığımız yazılıymış. Kendini tamamlayan kehanet.

Kitaba dair aklımda ne kaldı diye yokluyorum ve bir cevap bulamıyorum(askerde insan unutuyor). Okumayı seven ve birbirimizin farkında olmadan sırf kitap okuyoruz diye kendime yakın bulduğum insanlardan fazlası yoktu sanırım. Bu hayatta okumanın ve yazmanın sıradanlaşmış büyüsünden daha garip ne var bilemiyorum. Yaşam, hayat, bilinç, kendi başına çok garip ve büyülü şeyler ama okumanın ve yazmanın büyüsü ilk saydıklarıma olduklarından farklı bir anlam yüklüyor.

Alberto Manguel

Ve şu an burada bu sik kadar not defterine yazarken (ve onları tekrar bloga yazmak için okurken) biliyorum ki bu iki eylem benim kendi adıma kabul ettiğim yazgım. Hem okumaktan hem yazmaktan nefret ettiğim zamanlar hiç de uzak değil ama bir noktada yazgım benimle buluştu ve ben de bu yazgıyı hiç garipsemeden kabul ettim. Bu yazgıdan doğan (ya da doğacak olan) adam hiç özel biri değil ama olmasına da gerek yok. O adamı artık sadece yazgısıyla ilgili şeylerin heyecanlandırdığını görüyorum. Sadece o yazgıya dair içinde yaşayan bir şeyler var, hissediyorum. Artık biliyorum ki içimde okumanın ve yazmanın her türlüsü için yaşayan bir keşiş var. Kendini soyutlamanın çılgın dürtüsüyle kendini dışlayan bir keşiş. Üstten bakan değil üstünden bakılan bir kaçış. Hor gören değil hor görülen bir keşiş. Gerekli şeyi değil uygun şeyi yapan bir yazgı.

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin