GÖKYÜZÜNDE BİR POŞET [HİÇ TANIŞMAMIŞ İKİ İNSAN]

Gürültülü gecenin sesiz ayrılıkları.

Uzun bir sessizlik oldu. Sanki birbirini tanımayan iki insan olarak konuşabileceğimiz her şeyi tüketmiş gibiydik. Birbirimize bakmıyorduk, baksakta pek bir şey görmüyorduk zaten. İçerden gelen ışık-ses gürültüsü, kafamızın içindeki karmaşa ve gecenin karanlığı insanı olduğundan farklı yapıyordu. Mor döşekli bu koltuğun üstünde farklı türden iki hayvan gbi bekliyorduk. Neyi beklediğimizi bence ikimiz de bilmiyorduk.

Bu bekleyiş ve sessizlik canına tak etmiş olacak ki gitmek için ayağa kalktı. Bir anda içimde bir korku büyüdü. Sanki bir şeyi kaybediyormuşum gibi, sanki bu tanımadığım kadını sonsuza uğurluyormuşum gibi, sanki o etmediğim tüm eksik vedalar gibi. “Pardon.” dedim, kapı eşiğinde yakalamıştım. Kafasını çevirip bana baktı. Yüzünde bir ceylan, bir kaplan, bir keçi, bir kartal, sarı pullu bir balık, simli bir ahtapot, yeşil yapraklı bir ağaç gördüm. “Adın ne?” dedim sanki son nefesimi veriyormuş gibi, “Hiç tanışmamış iki insan olmamak için.” diye bitirdim. Silik bir gülümseme geçti dudaklarından sanki ne düşündüğünü biliyorum der gibi. “Alice” dedi ve içerdeki gürültüye kayboldu.

Arkasından bir süre bakakaldım. Sonra aya dönüp yine yalnızız diyecek oldum ama ay da bir bulutun arkasına saklanmıştı. İçimden yalnızım diye geçirdim. Sadece bu balkonda değil tüm dünyada yalnızım. Bu gürültülü kalabalığın arasında yalnız olmanın bu kadarı yeter dedim. Yurda dönmek için bende ayağa kalktım. David’i bir arasam mı, ben gidiyorum desem mi diye düşündüm ama o beni nerde bulacağınıbilir nasıl olsa diye kafamı hiç kaldırmadan partinin içindeki ayakları izleyerek dışarı çıktım.

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin