GÖKYÜZÜNDE BİR POŞET [EL YORDAMI]

15’inde öğrenci, 16’sında partici, 17’sinde terörist

Yurda dönmek zor olmadı. 2-3 sokak geçtikten sonra kampüs, kampüsün içinde yurt. Amerika her ne kadar yürümek için değil araba sürmek için tasarlanmış olsa da kampüsler ve kampüslerin etrafı oldukça yürüme dostu. Amerikalılar ve onların şehir planlamaları üzerine düşünürken merdivenleri çıktım. İnsana pek değer vermediklerine kanaat getirdiğimde kapının önündeydim. Önce kapıyı sonra ışıkları açtım ve yabancıydım. Her girdiğim kapıdan aynı hisle geçiyorum bir süredir. Bir kafeye de girsem, derse de, partiye de odama da. Ben burada her şeye ve herkese yabancıyım. En çok da kendime. Neredeyse 1 aydır yatıp kalktığı yere insan biraz yakınlık hissetmez mi? Hissedemiyordu işte. Bu yabancı odanın içindeki yabancı olmak canımı çok sıktı. Işığı kapatıp el yordamıyla dolabı buldum, üstümdekileri çıkarıp iki parça bir şeyin içine girip attım kendimi yatağa. Ne kadar yabancı da olsam kirli kıyafetlerle yatağa girmeme huyum hoşuma gitti bir an ama yere sıçtığım pantolonu görünce kısa sürdü. Pantolonun cebinden kafasını çıkaran çakmağa bakarken bir kıvılcım çaktı, sonra bir kıvılcım bir kıvılcım daha ve sonunda sigara yandı.

Karşımda hep o içtiği zift gibi sarma tütün sigarasıyla Kenan vardı. “15’inde öğrenci, 16’sında partici, 17’sinde terörist.” dedi. “Ne yaptık da terörist olduk biz, he ne yaptık da? Farklı bir yaşam, farklı bir yapı, farklı bir düzen hayal ettik diye mi? İnsanlar biraz daha iyi yaşasın biraz daha mutlu olsun istedik diye mi?. İnsanlar yaşasın istedik lan biz, ölsünler değil. Sırf konuştuk diye, sırf sesimiz çıktı diye, sırf boyun eğmedik diye terörist mi olduk? Neden saklanıyoruz lan biz, ne diye sürekli dayak yiyoruz, ne diye her yerde vızır vızır aranıyoruz? İki afiş astık, bir kaç satır yazı yazdık, sakince toplanıp yürüdük diye mi? Şiddet olmasın, onlardan olmayalım diye götümüzü yırttık sonuç? Sonuç ne lan? Sonuç bir dağ evinde gecenin bir yarısı karanlığın içinde bir başımıza sigara içiyoruz.”. Uzaktan gelen sesler duyup camdan dışarı baktım. Belli belirsiz iki insan silüeti ay ışığında eve doğru geliyordu. Gelenler var diyip Kenan’a döndüm ama Kenan yoktu, pencere yoktu, ışık yoktu, kimseler yoktu. Karanlıkta yapayalnızdım ama arkamdan yaklaşan adımların sesini duyuyordum. Korkarak ve yavaşça arkama döndüm, yüzü sürekli değişen bir kadın bana bakıyordu.

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin