by Serdar Akar, 2007, 1h32min
+ Ben bunların geyiğini sikim
+ sen şimdi şey ya… ben de şey (inanılmaz kötü bir diyalog yazımı)
+ 2007’de de adalet sorunları hakimmiş sanırım bu dönemler hakkında ne düşünürlerdi ki.

Sunuş, mesaj, tavır ve akla gelebilecek her şey yanlış bu filmde ama filmle ilgili en kötü şeyler sırasıyla:
1- Doğruluğu: Türkiye’de adalet hep böyle bozuk, hep böyle kırılgan oldu. Buna eklemlenen güvende hissetme hali de her geçen seneyle beraber daha da yok oluyor.
2- İmge: Buradaki baş kötüyü idolleştirenler var. Bunun şaşılacak bir yanı yok. Film açısından sınıf kini canavarlaştırması, elit öfkesi ya da ne biliyim toplumun ayranı dökülmüşleri gibi sikko bir altlık yapılabilir. Asıl problem günümüzde başıboş bırakılmış öyle ezik bir kitle var ki, nerede böyle sikko altlıklı tepki çekecek karakter varsa onları alıp idolleştiriyorlar. Aslında çoğunun böyle görüşleri bile yok ama tepki alıyor ya ezik çocuk kendini göstermek istiyor. O tepkiler de onun görülmesi oluyor. Filmde sunuş ve mesaj bozuk olunca oluşan boşluktan idolleştirebilmeye dair salak bir açık kapı kalıyor.
İşin idollaştırılan kısmı bir kenara hayat gerçekten böyle kötülerle dolu. Bu kafa yapısına sahip, zor ve güçle kendini kral zannetmeyi, ufak şeylere büyük nefretler bağlayabilen ve günahlarından duyan bir dip dalga var Türkiye’de. Bunlar o internette gördüğümüz çocuklar değil gerçek hayatta karşımıza çıkan kelli felli irili ufaklı insan demeye bin şahitler sürüsü. O gün tekil bir film konusu olacak şeyler bugün hayatımızda yüz misliyle iç içe (mesela işkence edilip öldürülen çıraklar, mesela kuryelik yaparken sebepsiz bıçaklananlar, mesela iş görüşmesi diye … daha uzar gider.). Ve bunun artmasındaki sebep ne ekonomik, ne ahlaki , ne eğitimsel. Bunun artmasındaki sebep adaletsizlik. Adalet olgusu, yargısı, infazı ve yasamasıyla o kadar gerçeklikten kopuk ve suçluya iyimser oldu ki (çünkü suçlu suçluyu korumak ister) her gün insanlar birbirlerine güçlerini daha fazla kabul ettirir, istediklerini daha raydan çıkmış şekilde yapar oldular.

Mesela minibüste içip içip dar yolda makas atarken hiçbir suçu olmayan motorcuyu öldüren grupla grup neredeyse aynı. Filmdekiler daha şerefsiz, daha acımasız daha hayvanca ama bu örnektekiler daha tehlikeli, daha sürekli ve daha olağanlar. Olağanlar çünkü adalet yok, çünkü eşitlik yok, çünkü güven yok. Aslında filmdeki adalet vurgusu tam olarak bugünün gerçeği. Türk adaleti suçluyu 35 yıl özgürlükten alıkoymak değil kendi binasında misafir etmek gibi bir şey. Ülke yargı adalet istediği kadar bu böyle değil desin halkın kafasındaki adalet bu. Halk için suç yatılır çıkılır, aslanlar gibi yapılır, paşalar gibi yatılır. Adaletsizlik çok tehlikelidir çünkü peşinden sürüklediği acıların da peşinden sönmeyen öfkeler ve intikamlar taşır. Ve bir noktada patlamaya mahkumdur bu duygular.
Film mi? Şöyle böyleydi işte. Aşırı salak diyaloglara göz yumarsan ve şu TGG midir ne boksa onu duymazdan gelirsen film boyunca fena değil diyebilirsin. Ama eğer görüyor ve duyuyorsan vasat altının altı bir film.



Bir Cevap Yazın