İ.M.58 [DONMAYA ÜÇ KALA]

Arabanın fanı çalıştı üffff.

Düğünleri hiç sevemiyorum. Çok fazla insan, çok fazla kalabalık, çok fazla tanıdık, çok fazla tanımadık, çok fazla tadınık olduğunu iddia eden tanımadık, çok fazla sandalye, çok fazla masa, çok fazlases, çok fazla olay… Daha uzar gider de anlaşıldı diye düşünüyorum. Düğünleri sırf bu sebeplerden dolayı sevdiğim dönemim de var tabi ama sönük bir hatıradan ibaret.

En son düğün var diye mutlu olduğum düğün amcamın düğünüydü herhalde. Uzun adam kendine çok yakışır toylukta bir vazgeçişle evlilik kaderini aileye bırakmış bizim ailede çok komedik bir biçimde bulabilecekleri en küçük adayı ona layık görmüşlerdi. Onların uzunluk ve kısalıkları ya da noktalık ve virgüllükleri ya da köylülük ve şihirlilikleri o zamandan bu zamana daha da açılarak ilerledi ama konumuz bu değil. Düğün Serinhisar çevre yolunun kenarındaki bir kasabın üst katındaydı. Bu bile şimdi bakınca ne kadar absürt dedirtiyor ancak o dönem yapılan bu seçimin sebebini pek bilmiyorum. Harbiden başka yer yok muydu ya neden kasabın üstünde yapılmış ki bu düğün? Neyse. Kasabın kenarındaki merdivenden çıktığımız düğün alanı masalar, sandalyeler, beyaz mermerler ve hoparlörlerle beraber oldukça düğün alanı bir yerdi Ara sıra kendini hissettiren et kokusunu saymazsak. Bu arada daha değinmediğim bir anektot kasabın sahibi sınıf arkadaşımın babasıydı. Düğün ile ilgili hatırımda kalanlar kasapta arkadşımla karşılaşmam, babaannemin komşusu kuzenimin kankisi abi ile roman havası oynayışımız, tavas balesi ve attığımız 3-5 çatapattan fazlası değil. Babaannemlere gittiğimde ne zaman amcamla karısının düğündeki fotoğraflarını görsem acaba onlar için nasıl bir düğündü diye sormadan edemem kendime? Cevabını çok merak ettiğimden değil ama aynı olayın farklı yankılanmasının garipliğini sevdiğim için hoşuma gider bu soru. Sanırım genel kanı oldukça keşkelerle dolu bir düğün ve evlilik olduğuna dair ama yargılamak benim haddime değil.

Benim için son iyi düğün olması düğünden sonra yaşadığım ölüme yakınlaşışım ile ilgili olabilir. Hatta şu an farkettim düğünlere karşı tüm bu nefretime sebep düğünleirn kendisi değil düğünlerden sonra yaşananlar olabilir. Hepsini ayrı ayrı yazarım belki başka bir zaman. Düğün sonrası plan erkek tarafının gelmek isteyen misarfirleri de alıp çifti yeni evleri olacak Muğla’ya götürmekti. Düğün bitmiş saat 1-2, herkesin kafası ya güzel ya da uykusuzluk ve yorgunluktan bulantılı, en az 3-4 saatlik de bir yol var yani daha en başından buyrun cenaze namazına. Ama işin asıl yıkıcı tarafı o gece inanılmaz bir sis var. 3 metre öteni görmek zor iken sadece önündeki aracın stoplarını takip ederek gidilecek dağ bayır aşmalı yol… Bu planı yapanı sikmek lazım. Bu kadar kötü şarta rağmen oladukça normal ve kazasız belasız bir yoluculuktu. Ama işte hayat bazen en beklemediğin yerden o golü sana atıyor.

Düğün kışın değildi ama gece yolun da yükseltisi ile hava oldukça soğuktu. Bizim araba 4 kişilik küçük ailem ile üşüyerek ve camın buhar yapıp yapmamasını kontrol ederek ilerliyor. Ama ne üşümek. Arkada ben titremeye başladım. Kardeşime battaniye falan verdik, annem susuyor soğuktan. Babam da üşümüş olacak ki klimayı açtı. Bu öyle bir hamle ki yıl 2026 oldu babam hala klima çalıştırmaktan nefret eder. Klimalarla sorunu ne asla bilmiyorum ama arabaların küçük şeylerindençok büyük nem kapıyor babam. Neyse babamın klima açması büyük olay anlaşılacağı üzre. Ama bir problem var, işte o beklemediğin yerden yediğin gol tam olarak burada. Babam ömrü hayatında arabanın klimasını kullanmadığından nasıl ayarlayacağını bilmiyor. Klima açıldı arabanın içindeki sıcaklık 10 dereceden 3 dereceye düştü. Biraz daha çalışırsa ısınılacağına inanarak bu düşüşe göz yumuldu arabanın içi oldu -1 derece. Biraz hızlansak klima ısınıcak ısınamıyor diye hızlandık -3 oldu. Arkadan ben ve kardeşim bulabildiğimiz her şeye sarmalanıyoruz. Tüm vücudum titriyor ve kati durduramıyorum. Ayağımı kesinlikle hissetmiyorum ve uykum geliyor artık. Babam dayanın diyor az kaldı ama benim gözler iyice gidiyor acaba diyorum soğuktan mı uykum geldi yoksa saatin geç olmasından mı. Derken bir noktada sis açılıyor, sis açılınca havada ısınıyor hafiften, klima da bir sıcaklık belirtisi var ama bir noktada vaz geçilip camlar açılıyor ve… Sıcaklık. O an anlıyorum ki babam il defa kullandığı klimayı soğuktan açmış.

Bu hatıra benimle veya babamla ilgili ne anlatır pek bilmiyorum ama babam hala aynı adam klimalar ve araba fanları konusunda. Sanki klimada sinirlendirmekten korktuğu bir canavar varmış gibi yaklaşıyor hala klimalara ve arabanın ne zaman fanı çalışsa çok derin bir üzüntü hissediyor içinde. Korku ve bilgisizlik el ele ama asıl önemlisi öğrenmeye dair sıfır çaba. Kaç araba değiştirdi yolculardan biri kendi insiyatifiyle klimayı açmadığı sürece hayatta açmaz klimayı. Sanırım paragrafın başında bilmediğim şeyi aslında biliyorum. Bu konu babamla ilgili çok fazla şey anlatıyor.

Bir Cevap Yazın

DELüZYONELo sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin